Yazar: barsimsek

  • AB ve ÜLKEMİZDEKİ GÖÇMEN POLİTİKALARI HAKKINDA

    Baran Deniz Şimşek

    AB ve üye devletleri , etkili, insancıl ve güvenli bir Avrupa göç politikası oluşturmak için çabalarını yoğunlaştırıyor . Avrupa Konseyi, stratejik öncelikleri belirleyerek bu çabada önemli bir rol oynuyor.AB Konseyi, bu önceliklere dayanarak eylem hatları belirler ve AB üyesi olmayan ülkelerle müzakereler için yetki verir. Ayrıca mevzuat kabul eder ve belirli programlar tanımlar. Son birkaç yıldır Konsey ve Avrupa Konseyi, göç baskısına karşı güçlü bir yanıt geliştirmiştir.

    ENTEGRE SİYASİ KRİZ MÜDAHALESİ (IPCR)

    Entegre siyasi kriz müdahale (IPCR) düzenlemeleri,  büyük ve karmaşık krizler için AB siyasi düzeyinde hızlı ve koordineli karar alma süreçlerini desteklemektedir.

    ster doğal ister insan kaynaklı olsun, bir kriz veya felaket meydana geldiğinde, AB yardım sağlamak ve durumu çözmek için çeşitli sektörel kriz müdahale mekanizmalarını kullanabilir.Entegre siyasi kriz müdahale (IPCR) düzenlemeleri, terör eylemleri de dahil olmak üzere büyük ve karmaşık kriz durumlarında AB siyasi düzeyinde hızlı ve koordineli karar alma süreçlerini desteklemektedir.Bu mekanizma aracılığıyla, Konsey başkanlığı, aşağıdaki unsurları bir araya getirerek krize yönelik siyasi yanıtı koordine eder:

    -AB kurumları

    -etkilenen üye devletler

    -diğer önemli aktörler

    TÜRKİYE ve AB ARASINDAKİ GÖÇMEN ANLAŞMASI

    Türkiye ile AB arasındaki göçmen anlaşması 18 Mart 2016’da Türiye-AB zirvesi sonrası yürürlüğe girdi. Anlaşma kamuoyunda ’18 Mart Mutabakatı’, ‘Göçmen Mutabakatı’ olarak biliniyor.Yetkililer daha önce 15 Kasım 2015 ve 29 Kasım 2015 zirvelerinde bir araya gelmiş ve Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecileri kabul eden Türkiye’nin desteklenmesi, AB’ye yönelik düzensiz göç akınının önlenmesine ilişkin işbirliğini öngören Ortak Eylem Planı’nın uygulanması kararı alınmıştı.Yukarıda da bahsettiğimiz üzere IPCR politikası kapsamında yapılan bu anlaşma AB ülkelerinin düzensiz göç ve mülteci akınını engellemek üzere harekete geçtiği AB üyesi olmayan ülkemiz ile AB’ye düzensiz göç akımı oluşmaması için coğrafi konumu gereği Ortadoğu ile Avrupa Kıtası arasındaki tampon bölge olmasından dolayı IPCR kapsamında savaştan kaçan mülteciler ve düzensiz göçmenlerin Türkiye tarafından ülkeye alınmasını destekleyerek kendileri açısından olan göçmen sorununu çözmeyi hedeflemiştir.18 Mart 2016’daki zirvede düzensiz göçün sona erdirilmesi için anlaşmaya varılan ek maddeler şunlardı:

    -20 Mart 2016 itibariyle Türkiye’den Yunan adalarına geçen tüm yeni düzensiz göçmenler Türkiye’ye iade edilecek. Yunan adalarına ulaşan göçmenler, usulüne uygun olarak kayıt altına alınacak ve sığınma başvuruları UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği) ile işbirliği içinde bireysel olarak işleme konulacak. Dayanaktan yoksun ya da kabul edilemez bulunanlar Türkiye’ye iade edilecek. Düzensiz göçmenlerin iade işlemlerinin masrafları AB tarafından karşılanacak.

    -Korunmaya muhtaç gruplara yönelik BM kriterleri doğrultusunda, Yunan adalarından Türkiye’ye iade edilen her bir Suriyeli için Türkiye’den bir diğer Suriyeli AB’ye yerleştirilecek (1’e 1 formülü). İlk etapta 18 bin kişi yerleştirilecek, daha sonra ilave en fazla 54 bin kişi gönüllülük esasına göre yerleştirilecek.

    -Türkiye, AB’ye yönelen yeni düzensiz göç güzergahlarının oluşumunu engelleyecek, deniz ve kara güzergahlarını önlemek için her türlü tedbiri alacak ve bu doğrultuda AB’nin yanı sıra komşu devletlerle de işbirliği yapacak.

    -Düzensiz geçişler sona erdiğinde ya da ciddi şekilde azaldığında AB üye devletlerinin gönüllülük esasına dayanarak katkıda bulunacakları Gönüllü İnsani Kabul planı devreye sokulacak.

    -2016 yılı Haziran ayı sonuna kadar tüm kıstasların karşılanması şartıyla Türkiye lehine vize kolaylığı ve vize muafiyeti hususları değerlendirilecek, hız verilecek.

    -AB, Türkiye için Sığınmacı Mali İmkanı kapsamında başlangıç olarak tahsis edilen 3 milyar euronun ödenmesini hızlandıracak ve 2016 Mart ayı sonundan önce geçici koruma altındakilere yönelik projelerin finansmanı sağlanacak. Kaynaklar tamamıyla kullanılma aşamasına yaklaştığında ve yükümlülükler karşılandığında AB, Sığınmacı Mali İmkanı çerçevesinde 2018’in sonuna kadar 3 milyar euroluk ilave bir fonu devreye sokacak.

    DÜZENSİZ GÖÇMENLERİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

    Bu anlaşma neticesinde ülkemize kültür ve yaşam tarzı bakımından çok farklı biçimde yaşayan ve ülkelerindeki savaştan muzdarip olan milyonlarca göçmen Türkiye Cumhuriyetine yerleşmiştir. Savaştan kaçarak yaşam haklarını ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığını korumak gibi temel haklarını korumak ve yaşamak için ülkemize gelen göçmenlerin büyük bir kısmı çeşitli işlerde çalışıp sağlıklı bir düzenle hayatlarını sürdürürken ; maalesef düzensiz göçlerin artmasıyla ülkemizdeki fiziki şiddet ve cinsel saldırı suçlarında da artışa yol açmıştır.

    Sonuç:Ülkemiz açısından on yıldan uzun süredir gündemimizde olan göçmen politikaları ve yaşanan somut olaylar silsilesi kendi toplumumuzdan önce AB Ülkelerini korumaya yönelik olup şahsımca kendi vatandaşını ikinci plana atmıştır.

    Vatandaşlarımızın bu sürece yer yer irili ufaklı tepkileri olmuştur. Umarız vatandaşlarımızın da öncelikli olduğu bir politika ile bu durumun ve coğrafi konumumuz gereği bundan sonra yaşanacak düzensiz göçlerin daha vatandaşı düşünen bir politika ile işlenmesine şahitlik ederiz.

    Kaynakça:https://www.consilium.europa.eu/en/policies/eu-migration-policy/